info@drbariscorumlu.com +90 232 465 22 95
Kategorisi : Güncel

REFLÜ HASTALIĞI'NA GENEL BİR BAKIŞ


 

REFLÜ NEDİR?


Reflü midenin asid içeriğinin yemek borusuna kaçması sonucu ortaya çıkan bulgular topluluğu olarak tarif edilebilir. En tipik işaret göğüs kafesi arkasında hissedilen yanma şeklindeki ağrıdır. Bununla beraber ağıza acı su gelmesi, bulantı ve öğürme isteği, ses kısıklığı, ataklar halinde tekrar eden solunum sistemi sorunları, özellikle sabahları belirginleşen öksürük ve hırıltılı soluma gibi bulgular da reflü ile ilişkili olabilmektedir.
 

REFLÜ NEDEN OLUŞUR?


Yemek yediğimizde gıdalar mideye yemek borusu (özofagus) aracılığı ile geçerler. Mide temel sindirim organı olup salgısı oldukça asidiktir. Yemek borusunun mideye açıldığı yerde, yemek borusu alt ucundaki çevresel kas tabakasının oluşturduğu bir kapakçık sistemi mevcuttur. Buna alt özofagus sfinkteri (AÖS) denilmektedir. Yutkunma ile yutma süreci başladığında bu kapakçık sistemi devreye girerek midenin asidik içeriğinin yemek borusuna kaçmasını önler. İşte reflü hastalığı bu kapakçık sisteminin görev yapamaz hale gelmesi sonucu midenin asidik içeriğinin yemek borusuna kaçması ile ortaya çıkmaktadır. Mide içeriği yemek borusunda tahribata sebep olur. Burada oluşan hasar ve vücudun bu hasara verdiği yanıt reflü bulgularına ve diğer olumsuz sonuçlarına yol açar.
 

REFLÜ NEDEN TEDAVİ EDİLMELİDİR?


Reflüye bağlı şikayetler kişinin yaşam konforunu belirgin biçimde olumsuz yönde etkiler. Mide içeriğinin normalden sık aralıklarla ve uzun süreli olarak yemek borusuna kaçışı burada ciddi tahribatlara yol açar. Yemek borusunda oluşan irritasyon ağrı ve yanmaya sebep olur. Özellikle kişi uykuda iken oldukça üst seviyelere ulaşacak biçimde yemek burusunu aşan reflü atakları sonucu ses tellerinde inflamasyon ile ses kısılmaları, soluk borusu sistemine olan kaçaklar sonucunda da tekrarlayan solunum problemleri, inatçı öksürük gibi tablolar oluşabilmektedir.
 

REFLÜDE ORGAN HASARI ve ÖNEMİ NEDİR?


Kişide oluşan klinik bulgular dışında reflünün yemek borusunda oluşturduğu hücresel hasarın da çok ciddi etkileri söz konusudur. Yemek borusu yüzeyindeki tahribat reflü şiddeti ve mide asid içeriğine maruz kalma süresi ile orantılı olarak artar. Yemek borusunda özofajit adı verilen inflamasyon hali oluşur. Hastalık ilerledikçe özofajitin evresi artar ve sonuçta yemek borusunda ülserler, yutma güçlüğüne neden olan daralmalar oluşabilir. Bir diğer önemli değişim de Barret Özefagusu adı verilen tablodur. Yemek borusu alt ucundaki mukoza yüzeyinin farklılaşması sonucu oluşan bu bozulma normal kişilere kıyasla yaklaşık 30 kat artmış kanser riskini de beraberinde getiren ciddi bir durumdur.
 

REFLÜ HASTALIĞI'NDA TEDAVİ NASIL OLMALIDIR?


- İlk basamak YAŞAM ŞEKLİ DEĞİŞİKLİKLERİ yapmaktır:

Bazı hastalarda sigara ve alkol alımının azaltılması, uyku düzenlemeleri yapılması, beslenmede reflüyü arttırabilen yağlı ve baharatlı yiyeceklerin azaltılması, öğün sıklıklarının ve saatlerinin düzenlenmesi, zorlu egzersizlerden ve çok dar kıyafetlerden kaçınılması, kilolu hastalarda diyet düzenlemeleri yapılması gibi önlemler ile şikayetlerde azalma sağlanabilmektedir.

- İkinci basamak İLAÇ TEDAVİSİ başlanılmasıdır:

Hastanın şikayetleri yaşam tarzı değişikliği önerilerine uymasına rağmen düzelmemiş ise ilaç tedavisi kaçınılmazdır. Hastaya mide asidini tamponlayan anti-asid ilaçlar ve midenin asid üretimini engelleyen ilaçlar başlanır. İlaç tedavisi ile şikayetler tamamen kaybolabilir. Bu tedavi yemek borusunda oluşan irritasyon ve hasarın iyileşmesini de sağlayabilir. Ancak tedavi protokolünün belirlenmesi, tedavi ve takip sürecinin düzenlenmesi, tedaviye yanıtın hem klinik olarak hem de endoskopik olarak değerlendirilebilmesi için mutlaka bir genel cerrahi uzmanı ile görüşülerek tedaviye başlanması önerilir.

- Üçüncü basamak CERRAHİ TEDAVİ

Hastanın şikayetleri yaşam biçimi değişikliklerine ve ilaç tedavisine rağmen düzelmiyor ise, ilaç tedavisini kesemiyor ve sürekli ilaç kullanmak zorunda kalıyorsa ya da reflüye bağlı olarak günlük yaşam aktivitelerinin sınırlanması ve konforunun bozulması söz konusu ise cerrahi tedavi uygulanır. Reflü tedavisinde cerrahi yöntemler oldukça etkin olup yüksek başarı oranına sahiptirler. Günümüzde antireflü cerrahisi halk arasında kapalı-kansız ameliyat olarak tariflenen laparoskopik teknik ile başarılı bir şekilde yapılabilmektedir